|
Sevmek çok güzel , çok tatlı, çok
faydalı bir duygudur; dermansızı ihya kılar, huzursuzu, müsterih
ve bahtiyar eder; insana iksir gibi, vitamin gibi, yarar, muazzam
bir gayret ve şevk verir, içini enerji doldurur, zor şartlara
sabır ve tahammül ettirir, azmi artırır gayeye varmada sebatkar
eyler; hayatta her işinde üstün başarılı olmasını sağlar.
Hele sevgi, güzellerin en güzeli, her
türlü kemal ve cemalin sahibi, her cins güzelliğin mucidi ve cümle
güzelliklerin halıkı, alemlerin Rabbı Allah-u te'ala Hazretleri' ne
karşı olursa...
Hayattaki en büyük kazanç ve başarı
marifetullaha ve mahabbetullaha erebilmek ve böylece de Allah-u
Te'ala Hazretlerinin sevgisini ve rızasını kazanabilmektir. En
büyük insan, Allah'ı en çok seven ve O'nun tarafından en çok
sevilen insandır.
Kur'an-ı Kerim'de:
"Allah
size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur.
Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder?
Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar." buyuruluyor.
Yani yardım, zafer, galibiyet, nusret,
avn ü inayet, hıfz u himaye, izzet ü şevket, hakimiyet, satvet ü
saltanat Allah'dandır. O'nun lütfu, ikramı ve ihsanıdır; O'nun
izni, takdiri, müsaadesi, iradesi olmadan olmaz: Çünkü mülkün
(egemenliğin) sahibi, kainatın, hadisatın ve şu kainatın halıkı,
alemlerin müdebbir ve mutassarrıfı, olanı olduran, öleni öldüren,
ateşi yandıran söndüren, insanları kaldıran indiren, ikbal ve
idbarı, izzet ve zilleti alan ve veren sadece ve sadece O'dur.
Bunun için bizler, namazlarımızın Fatiha surelerinde günde en
aşağı 40 defa "Ancak sana ibadet ederiz, ancak Senden yardım
dileriz, ya Rabbi"deriz.
Demek ki Bosna-Hersek'teki Karabağ'daki,
Kafkasya'daki, Hindistan'daki, Almanya'daki, Seylan'daki,
Somali'deki, Filistin'deki... acı ve feci olaylar, katliamlar,
vahşetler, dehşetler de Allah'tandır. Kesinlikle O'ndandır çünkü
biliyor ve dilimizle söylüyoruz ki. "Hayrihi ve Şerrihi minallahi
te'ala": "Kaderin, mukadderatın başımıza getirdiği cümle işler,
ister hayr ister şerr görünümünde tecelli etsin, hepsi
Allah'tandır."
Ama niye bu felaketler?
Çünkü müslümanlar genellikle dinlerinin
özünün unuttular, ana hedeften saptılar, dinin emirlerini korkunç
bir umursamazlıkla ihmal ettiler, şeriatın yasaklarını fütürsuzca
çiğnediler; kafirler gibi dünyaya daldılar; ahireti unuttular,
fani ve boş, faydasız ve gereksiz şeylerle oyalandılar; küçük
dünyevi menfaatçilerle tatmin oldular; "İslam kardeşliği"nin
gereğini yapmadılar, birbirleriyle birleşip yardımlaşmadılar;
aksine birbirleriyle didiştiler, tefrikaya düştüler, yanlış
reisler edindiler, politikada başlarındaki hain ve zalimleri
desteklediler, emr-i maruf, nehy-i münker, irşad ve tebliğ
vazifesini ihmal ettiler; alimlerin ve mürşidlerin sözlerini
tutmadılar, onlara karşı geldiler, asi oldular, tasavvufu reddedip
küstahlık yaptılar; masiva'yı sevdiler, marifetullah ve
mahabbetullahı tahsile çalışmadılar, kainatın halikı yüce Allah'ın
dostluğunu kazanmada gayret göstermediler...
Bunlar İslam ahkamı ve prensipleriyle
taban tabana zıd durumlar; İslâm bu, zamane müslümanlarının
zihniyetlerinde, yaşantılarında ve hareketlerinde, görülenden çok
farklı, çok değişik bir hayat tarzı... "Eyne s-ser( minessüreyya"
nerde bu yerdeki toprak; nerde semadaki Süreyya yıldızı!?!
Müslümanlar işte bunun için Allah'ın
sevgisini, lütfunu, yardımını, desteğini kaybettiler; kahrına,
gazabına uğradılar, ceza ve bela çekmekteler..
Çare ne?
Tek ve yegane çare, tekrar öz ve has,
tam ve halis İslâm'a dönmek, bozuk ve dejenere zamane
müslümanlığından kurtulup, sahabe müslümanlığına sarılmak; isyanı
bırakıp Kur'an'a sarılmak, haramları ve günahları derhal terk
edip, aşk ve sıdk ile tevbe-i nasuhlar eylemek, pişmanlık ve zari
ile istiğfar edip, afv dilemek, sadakatlar verip, adaklar adayıp,
hayırlar yapıp, Allah'ın rızasını tekrar kazanmağa çalışmak; dinin
emirlerini ihl(sla tutup yasaklarından titizlikle kaçınmak; pasif
müslümanlıktan sıyrılıp, aktif ve faal müslüman olmak; ahireti
sevip, cenneti arzulamak, dünya sevgisini bırakıp cehennemden
şiddetle sakınmak; zikrullaha cehd edip seyr-i sülükü tamamlamak,
arif-i kamil, aşık-ı sadık ve mühibb-i muhlis haline gelmek.. yani
böylece davranış ve yaşayışını tashuh ve tadil ederek Allahu teala
hazretlerinin sevgi ve rızasını elde etmek...
Çünkü iki cihan saadet ve selametinin
sebebi, temeli, aslı ve kaynağı sadece ve sadece budur.
KADIN VE AİLE ARALIK
92
|