|
Allah celle celalüh kendisi,
bir kulunu sevdi mi, gök ve yer ahalisine de sevdirir, saydırır.
En sevdiği kimseler: İhlaslı, mütevazı, cömert, hizmet ehli, halka
faydalı, mücahid, alim, fazıl, abid, zahid, kişilerdir. Ecdadımız
umumiyetle bu sıfatlara sahip, mübarek, evliya kimselerdi. Onun
için cümle cihan müslümanları onları candan sevdiler, onlara
hayran oldular, saydılar, teveccüh gösterdiler, onları kendilerine
rehber ve başkan ve baştacı edindiler. Allah cümlesinden razı
olsun, nur içinde yatsınlar!
Onların yüzüsuyu hürmetine,
dünyanın neresine gitsek, içten bir ilgi, derin bir sevgi ve büyük
bir itibar görüyoruz. Dünya müslümanları bizi gazi ve mücahid
Osmanlıların devamı olarak görmek istiyor, bizden İslam'a ve
kendilerine büyük fayda ve destek gelecek diye bekliyor; bazı
mazlum ve mağdur halklar, hala bizim gidip onları kurtaracağımızı
umuyor.
İnşallah bizler de onların bu
umutlarını boşa çıkarmayınız! Önümüzde bizi bekliyen çok hayırlı
ve çok sevaplı hizmetler var. Gelecek yıllar müslümanlara çok
ümitler vadediyor.
Bizim Avrupa'ya katılmaya hiç
ihtiyacımız yok, Amerika'nın dümen suyu boyunca gitmeğe mecbur
değiliz. Zaten onlar her hadisede, dönekliklerini, bizi
sevmediklerini, bizim salah ve felahımızı asla istemediklerini
açıkça gösteriyor, ahidlerini bozuyor, daima bizi zarara sokuyor,
birliğimizi parçalamağa çalışıyorlar. Zavallı yarı aydınlar ve kör
batıcılar bunu ne zaman anlayacaklar! Tarih boyunca aldananlar
daha ne kadar aldanmağa devam edecekler!
Şimdi olaylar süratle gelişti,
dünya şaşırtıcı değişmelere sahne! Zaman bizim lehimize çalışıyor
elhamdülillah!
Türkistan'da, Kafkasya'da,
Balkanlar'da, Avrupa'da, Afrika'da, Amerika'da, Avusturalya'da,
Orta Doğu'da, Güney-doğu Asya'da.. biz müslümanlar için büyük
hizmet sahaları açılıyor. Dış ülkelerde bizler için bitmez
tükenmez kazanç imkanları, iş, ticaret ve çalışma alanları mevcut.
Patlama tarzında büyüyen nüfusumuzu ve geçim yolu bulmağa çalışan
yeni mezunlarımızı, kalifiye eleman ve işçilerimizi oralara
yöneltmeliyiz, emsalsiz itibar, prestij ve avantajlara sahibiz.
Yahudiler, Ermeniler,
Yunanlılar, İspanyollar, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar..
dünyanın her yerine dağılmış, yayılmış, köşe başlarını zengin
kaynakları ele geçirmiş; ama bizim de onlar da bulunmayan bazı
üstünlüklerimiz var; Bizler de muazzam bir potansiyele emsalsiz
şeref ve itibara, büyük prestij ve avantajlara sahibiz:
Her şeyden önce ilmi ve
mantıki, yüce ve asil, doğru ve safi bir dinimiz var. En büyük
sermayemiz bu. Bununla hem dünya izzeti hem de ahiret saadeti
kazanılır. Sahabe-i Kiram rıdvanullahi aleyhim ecmain, Peygamber
sallalahu aleyhi ve alihi ve sellem efendimizden sonra nasıl kendi
yurtlarını terk etti, nice uzak diyarlara gitti, İslam'ı cihana
yaydı, nice izzet ve şeref, hürmet ve itibar, mal ve mülk, mevki
ve makam, nam ve şan kazandı ise; bizler de aynı şekilde İslam'ı
yaymak için tüm imkanlarımızı seferber etmeliyiz. Ancak bu yolla o
mükafatlara erilebilir; Allah'ın lutfu, nusret ve inayeti, dünya
ve ahiret saadeti ancak böyle elde edilebilir.
Şanlı tarihimiz ve tarih içinde
ifa ettiğimiz hilafet görevimiz dolayısıyla tüm dünya
müslümanlarının gözünde ve gönlündeyiz. Bu teveccühü iyi
değerlendirmeli, onlara dostluk elimizi tekrar uzatmalı, yardımcı
ve destekçi olmalı, müşterek bir İslam bloğu oluşturmalı; ticaret,
sanayi, turizm, eğitim, ulaşım, haberleşme, savunma ve kalkınma
konularında işbirliği ve güç birliğini mutlaka tahakkuk
ettirmeliyiz.
Balkanlar, Ortadoğu, Afrika,
orta Asya ve Kafkasya ile din, dil, ırk, tarih ilişkilerimiz çok
müsbet ve derin. Oralardaki soydaş ve dindaşlarımıza karşı özel
sorumluluklarımız, öncelikli görevlerimiz ve borçlarımız da var.
Bu sebeplerden milli
eğitimimizi, değişen dünya şartlarına göre mutlaka yeniden
düzenlemeliyiz.
Okullara Türk dili lehçeleri
dersi koymalı, dış türklerin durumların genç nesillerimize iyi
tanıtmalıyız.
Yeni nesillerimize çok iyi ve
işlek Arapça öğretmeliyiz, kuvvetli bir iman şuuru aşılmalı, İslam
dinini çok iyi tanımalarını; başkalarına tanıtacak ve sevdirecek
bilgi ve görgüleri kazanmalarını behemehal sağlamalıyız.
Öncelikle İslam milletleriyle
çok yakın münasebetler ve sağlam iş ve ticaret ilişkileri kurmalı,
kendi içimize kapalı kalmamalı, yurtdışına cesaretle açılmalı,
dünyaya yayılmalı, her yere yerleşip oralarda koloniler kurmaya
gayret göstermeliyiz.
Çevre komşuları başta olmak
üzere tüm dünya devletleriyle ilişkilerimizi geliştirmeğe, onların
dil ve kültürlerini inceleyip çok iyi öğrenmeye çalışmalıyız.
İşte bu anda düşüncelerle 12
Temmuz'da başlayacak olan 1412 yeni hicri yılın, cümleniz ve cümle
İslam alemi için hayırlı ve mübarek olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz
ederim.
Yüce Rabbimiz bizlere bu yeni
yılda tüm müslümanların mutluluğunu, mücahidlerin muzafferiyet ve
galebesini, İslam'ın hürmet ve izzetini göstersin!
Amin bi-hürmeti seyyid-il-mürselin
ve alihi ecmain.
İSLAM TEMMUZ 91
|