İSLAM HAZİRAN 93
"Allah'ın yoluna çağırandan daha güzel sözlü kim olabilir?"
diye Kur'an-ı Kerim soruyor. Allah doğru sözleri sever. Madem
öyle, o halde beni dokuz köyden kovsalar, onuncu köyden kovsalar
bile doğruyu söylerim, hakkı söylerim der İslam alimi. Anası
kızar, çocuğu kızar, torunu kızar, akrabası kızar, komşusu
kızar; müslüman diye kızar, hakkı söylüyor diye kızar. Sabrı
tavsiye ediyor, şükrü tavsiye ediyor, adaleti tavsiye ediyor
diye kızar. Doğruyu söylüyor diye kızar...
Alime kızılır mı? Kızılmaz ama işte bunlar kızar. Yani
insanın kendisi yamuk yerde olduğu zaman öbür tarafa kızar.
Yamuk yol tutturduğu zaman, illa o yolda gideceğim diye ısrar
ettiği zaman kızar. Nasıl olacaktı, müslüman ne demekti?..
Müslüman kendisini Allah'a teslim etmiş insan demekti!
Müslüman Allah'a teslim olacaktır. Zaten teslim olmak
demektir müslümanlık. Ne yapacak? "Ben kendimi Allah'ın emrine
teslim ettim; ne derse onu yapacağım, ne buyurdu ise, hoşuma
gitse de gitmese de, rahatım kaçsa da kaçmasa da, memnun olsam
da olmasam da.."
"Hoşa gidecek şeyler olduğu zaman varım, hoşa gitmeyecek
şeyler olduğu zaman yokum." Böyle müslümanlık olmaz. Böyle
teslimiyet olmaz. Pazarlıklı... Hocamız ne güzel söylemiş
kısaca: "Arkadaşlık, 'Peki' demekle kaimdir." "bir arkadaş bir
arkadaşa 'kalk gidelim' dediği zaman 'nereye?" derse, o arkadaş
değildir" diyor. Neden?... "Nereye gidiyorsun?" diye soruyor;
hoşuna giderse gidecek, hoşuna gitmezse gitmeyecek. Demek ki
kendi keyfinde, arkadaşının gönlünü yapmayı düşünüyor. "Kalk
gidelim" diyor işte. Belki bir işi var, belki bir sıkıntısı var.
Önceden dinleyecek, eğlence varsa gidecek, sıkıntı varsa
kaçacak. Aş buldun ye, iş buldun kaç; öyle mi? Böyle teslimiyet
olur mu? Olmaz.
Allah'a teslimiyet nasıl olacak? "Ya Resulallah, sana bey'at
ettim, tuttum elini, sana ümmet oldum, taabi oldum sana,
emrindeyim." Tutarlardı böyle elini Efendimiz'in. Efendimiz
bazen sorardı: "Ölüm bahis konusu olsa da gene tabi olacak
mısın?" Ölüm pahasına dahi.. Sahabeden bir zat geldi, elini
sıktı Efendimiz'in; seviyor, samimi. Dedi ki: "Ya Resulallah!
Sana bey'at ediyorum. Tabi oluyorum sana, emrine giriyorum Ya
Resulallah. Bey'at ediyorum sana. Yalnız, benim on tane devem
var. Ailem kalabalık, bunların sütleri ancak yetiyor bana.
Benden zekat isteme. Zekat mükellefiyetini kaldır benden." Sana
tabi olacağım, her dediğini yapacağım ama zekatı benden isteme,
para isteme diyor yani. Bir de "Beni cihattan da muaf tut" dedi.
Yani harbe, darbe beni sürme; "Korkak insanım." Kimisi
gölgesinden korkar. İşte bu da korkakmış. "Korkuyorum, korkağım,
bana cihadı emretmemen şartıyla, zekat, para-pul istememen
şartıyla sana bey'at ediyorum" diyor. Efendimiz onun elini
tuttu: "Zekat olmazsa, cihat olmazsa müslümanlık nasıl olur" O
kadar çok tekrarladı ki bu soruyu, olur mu hiç öyle şey
manasına. O zaman adamcağız bir düşündü ki -mübarek, tabii
sahabe-, ben Resulallah'ın karşısında ne pazarlık yapıyorum...
"Her şarta razıyım ya Resulallah. Yani öl desen öleceğim, ver
desen vereceğim. Aç kal desen kalacağım. On devem var, ver desen
vereceğim. Tamam herşeye razıyım..."
İşte İslam bu, teslimiyet bu. Bugün, millet İslam'ı yemeğin
üstüne etilen tuzdan daha hafife alıyor. Tuz, biber, garnitür,
sos, tatlı sos, bilmem ne. Bunun gibi bir şey sanıyor. 20.
Yüzyılın tüm keyf ve zevk hayatını yaşayacak, ondan sonra da
arada bir, geceleyin hava karardığı zaman, şimşek çaktığı zaman,
gök gürlediği zaman, biraz da ölüm korkusu geldiği zaman, "benim
ahiretim ne olacak, biraz da müslüman olayım, azıcık şöyle, çok
fazla değil" diyecek! Bu kadar kolay mı cennet? İmtihan
olacaksın. Malından, canından, aklından, fikrinden, niyetinden,
kalbinden. Allah, "inandım" deyince imtihansız bırakmıyor. Hayat
imtihan.. Herşeyden imtihan olacaksın. Çeşit çeşit zorluklar
çıkacak, sen gene kale gibi sağlam duracaksın, sarılmayacaksın.
Ordan deneyecek şeytan, burdan saldıracak... Ordan bir tazyik
gelecek, beri taraftan bir zorlanma! Sen hayır diyeceksin.
Sapasağlam duracaksın. Allah c.c., sadık kul istiyor, sadık!
Para fayda etmeyecek, hısım-akraba fayda etmeyecek günde,
Allah selim bir kalb istiyor, sadık bir insan istiyor. Temiz
içli, tam teslimiyetli, tam bağlı bir insan istiyor. Sen Allah'a
tam bağlı mısın? Bugün Türkiye'nin % 99'u müslüman diyoruz. Tam
teslim olmuş kaç kişi?.. Şöyle bir elemeye gelmesin yani, kimisi
faizde, kimisi bilmem şurda, kimisi burda dökülür. Her birisi
İslam'ın bir emrine karşı çıkar, dökülür... Elde eleman kalmaz!
Allah'a teslim olan kaç kişi? Çok az.. Allah'a teslim olmuş
insan çok azdır.. Bak dervişlerden bir tanesini yakalıyorlar, bu
işleri bilen alim bir zatı yakalıyorlar. "sen casussun,
diyorlar, öbür ülkeden buraya geldin, içeriyi öğrenip haber
götüreceksin. Tamam, gel bakalım. Kesin kafasını.." Casus falan
değil adam. İşte seyyah, ordan gelmiş buraya, burdan da öbür
tarafa gidecek ama şüphelendiler. Kesecekler kafasını. Ellerini
bağlamışlar, celladın önüne götürüyorlar, kafasına bir balta
inecek, ensesinden kafası kesilecek. Ölüm korkusundan insan ne
yapacağını şaşırır, yüreği küt küt atar. Adam diyor ki kendi
kendine -hiç etrafa bir şey dediği yok-: "Ey Nefsim! Sen evvelce
Allah'a teslim olmaktan bahsederdin, her haline razıyım,
kaderine razıyım; ne takdir etmişsen razıyım, iyilik de gelse,
kötülük de gelse, ben Allah'tan geldiği için itiraz etmem
derdin! Böyle şeyler söylerdin. Şimdi bir yanlışlık yapılıyor,
haksız yere senin kafanı kesecekler. Buyur işte, gördün mü..
kader ama kellen gidecek, işte buna da razı mısın?" Şöyle bir
içini yoklamış. Nefsinden bakalım, "olur mu öyle şey, daha
yaşayacaktım, çoluk çocuğu evlendirecektim, yüz yaşını
geçecektim.." İnsanın içinde neler, ne arzular var değil mi?
Acaba içerden ne ses gelecek? Bakıyor ki razı. Ne olacak be, can
dediğin nedir? Madem bir gün nasıl olsa öleceğiz. Yani, eh
ölümden korkusu yok. Götürmüşler, götürmüşler celladın karşısına
kadar. Birisi seslenmiş: "Dur! Haksızlık oluyor, yanlışlık
oluyor, bunu tanıyoruz, bu iyi bir insandır." Kurtulmuş.
Kurtulmuş ama, bir söz çok hoşuma gidiyor: "Vallahi", diyor,
"Vallahi kafamın kesilmesinden halasıma (kurtulmama) değil, o
andaki ihlasıma seviniyorum." Kafasının kesilmesinden
kurtulduğuna sevinmiyor da, o andaki nefsine soru sordu,
nefsinden de itiraz gelmedi ya, ona seviniyor. Elhamdülillah ki
o kadar zorlu bir zamanda bile itiraz etmedi nefsi. Teslimiyete
bak.. İşte teslimiyet bu. Var mı böyle Allah'ın bu yoluna teslim
olmuş? Çok az. Öyle insanlar çok olsaydı, ne Türkiye'nin hali
böyle olurdu, ne dünyanın hali böyle olurdu. Dünya başka bir
dünya olurdu.
Allah bizleri lütfuyla islah eylesin!