Ümmî Sinan Dîvân-ı

Ana Sayfa

 

 

 

 

 

Ümmî Sinan'ın doğum tarihiyle ilgili kesin bir bilgi yoktur. Asıl adı Yusuf'tur. Ümmî Sinan Halvetiyye tarikatına bağlı bir mürşittir. 25 Cemâziyelâhir 1067'de (10 Nisan 1657) vefat etmiştir. Kabri kendi adıyla anılan Antalya/Elmalı daki câminin bitişiğindeki türbededir.
 

 

 

Dîvândan bölümler:

 


1

Ey cümle halkın maksudu
Al gönlümü senden yana
Ey külli şey'in mevcudu
Al gönlümü senden yana

Budur yüreğim yarası
Gitmedi yüzüm karası
Ey bi-çâreler çâresi
Al gönlümü senden yana

Nefs elinden âvâreyim
Hırs elinden bî-çâreyim
Gayrı kime yalvarayım
Al gönlümü senden yana

Kurtar nefsin belâsından
Can bu lutfu bula senden
N'ola ihsân ola senden
Al gönlümü senden yana

Elim sana irmeklige
Gözüm seni görmeklige
Tapuna yüz sürmeklige
Al gönlümü senden yana

Nefsin meyine kanmasın
Firkat oduna yanmasın
Mâsivâya aldanmasın
Al gönlümü senden yana

Daim sen ol dilde sözüm
Seni fikreylesün özüm
Gayrıya bakmasın gözüm
Al gönlümü senden yana

Mustafa'nın minnetine
Murtaza'nın himmetine
Şol birliğin hürmetine
Al gönlümü senden yana

Gözlerimi giryan eyle
Hem ciğerin biryan eyle
Esrârına hayran eyle
Al gönlümü senden yana

Evliyâlar hürmetine
Enbiyalar izzetine
Mukarrebler kurbetine
Al gönlümü senden yana

Aşkına yoldaş olmağa
Derdine dildaş olmağa
Sırrına haldaş olmağa
Al gönlümü senden yana

Ey keremler kânı hâce
Sensin yücelerden yüce
Ayrılmasın bir zerrece
Al gönlümü senden yana

Ümmi Sinân der Yaradan
Götür perdeyi aradan
Kurtar beni bu yaradan
Al gönlümü senden yana

2

Be yârenler nazar kıldım âleme
Cânından ayrılan tenler iniler
Ne gelirse söyler oldum dilime
Teninden ayrılan canlar iniler

Kimdir bu dünyada güldüm diyenler
Maksudum muradım buldum diyenler
Kanı şol yardan ayrıldım diyenler
Akıdıp gözünden kanlar iniler

Fânisin hey fâni cihan fânisin
Derd-ile mihnetin tamam kânısın
Kimi eşin aldırmış kimi yavrusun
Âh edip derdile şunlar iniler

Bu ayrılık bir acâyib hâiımış
Bunda gelen uğrar ulu yolimiş
Bülbülün efgânı hemân gülimiş
Okuyup dürlü destânlar iniler

Ümmi Sinân eydür çıkma yolundan
Allah'ın zikrini koma dilinden
Sabr et yürü var ne gelir elinden
Sevdiğinden ayrılanlar iniler

3

Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

Neylerem cân u cihânı bana Rahmânım gerek
Tâ ezel kâlû belâda ahd ü peymânım gerek

Bülbülüm âh u figânımdan murâdım her nefes
Ol gülistânım bağında nûr-ı Yezdânım gerek

Bahr-ı mutlak kuşı idim bunda pervâz eyledim
Bu kanadım açdığımdan bahr-ı ummânım gerek

Kimdür ol mâhın yolunda var varından geçmeyen
Cân fedâ olsun yolunda bana cânânım gerek

Akl u cân kevn ü mekânın terkini kâr eyledi
Varlığından el çekip der sırr-ı Sübhânım gerek

Bî-nişân u lâ-mekân iklimine kıldım nazar
Gayrıdan yokdur murâdım yine seyrânım gerek

Aşka uydum Mustafa devrinde geldim âleme
Giderim âh-ı firâkım Şâh-ı kerbânım gerek

Ol hakâyı iklîminde dürr-i bi-hemtâ idim
Mevc- ile geldim cihâna bana ol kânım gerek

Ol safâ şehrinde her dem ilm-i Hâk mihmânıyım
Kâl u kil benden gerekmez ilm ü irfânım gerek

Pâdişâh-ı Lâ-yezâlin şem'ine pervâneyim
Aşka fermân olduğumdan yine ol hânım gerek

Der mahabbet denizinden nûş ederdim akl u cân
Bu Sinân Ümmi gerekmez bana erkânım gerek

4

Âşıkların Allâh seni
Görmek isterler Sultânım
Sâdıkların sana cânı
Virmek isterler Sultânım

Meydana koymuşlar başı
Akar gözlerinin yaşı
Daim nazarına karşı
Durmak isterler Sultânım

Tesbihin almış dillerin
Sana vermiş gönüllerin
Senin visâlin güllerin
Dermek isterler Sultânım

Bir dem seni gören gözler
Her dem hayâlini gözler
Erip dergâhına yüzler
Sürmek isterler Sultânım

Ey bizi yokdan var eden
Hûb cemâline yâr eden
Hasret bağını aradan
Kırmak isterler Sultânım

Götürsen varlık zahmetin
Getirsen birlik vahdetin
Sırdan mukarreb sohbetin
Kurmak isterler Sultânım

Aşk oduna yana yana
Ulaşıp nûr-ı Sübhâna
Bî-nişâna lâ-mekâna
Ermek isterler Sultânım

Kalmaz âşık niyâzından
Kaynayu gelür özünden
Senden gayrıyı gözünden
Irmak isterler Sultânım

Ümmi Sinân hâlini
Ahmede irgür elini
Sırr-ıla zâtın yolunu
Sormak isterler Sultânım

5

Dilinde zâkirin her dem
Senin zikrin degil mi Hû
Dilinde şâkirin her dem
Senin şükrün değil mi Hû

Geçen nefsin harâbından
Kaçan dünyâ serâbından
İçen vaslın şarâbından
Senin bekrin değil mi Hû

Gezerken kim ki tuşında
Cemâlin görse düşünde
Kalır mı aklı başında
Senin sekrin değil mi Hû

6

Âşıklar ol dost iline
Göçerler Hû diye diye
Zâhir bâtın dost yoluna
Uçarlar Hû diye diye

Sürerler ismin hasına
Silerler kalbin pasını
İlm-i ledün manâsını
Açarlar Hû diye diye

Dolar kalbe ilm ü irfân
Sabr edemez olur bu can
Gelir dile dürr ü mercan
Saçarlar Hû diye diye

Kim ki âşık olur şâha
Erişir ol yüzü mâha
İki cihanda Allah'a
Kaçarlar Hû diye diye

Yanar yürekde ateşi
Onulmaz bağrının başı
Gözlerinden kanlı yaşı
Saçarlar Hû diye diye

Nefsi Hakk ile dost olur
Cânı safâdan mest olur
Libâsı hırka post olur
Biçerler Hû diye diye

Gel ey gâfil uyan sen de
Mahabbet var ise cânda
Şarabı selsebil anda
İçerler Hû diye diye

İçerler nurdan şarâbı
Terk ider gaflet-i hâbı
Hâl ile cümle hicâbı
Geçerler Hû diye diye

Ümmi Sinân söyler bunu
Aşk oduna yanar cânı
Tevhid-i zât-ı insanı
Seçerler Hû diye diye

7

Arzulayıp geldim yine kapına
Efendim Mazhari Sultân kandasın
Yüz sürmek isteriz senin tapuna
Efendim Mazharı Sultân kandasın

Gerçi vasıl oldun sırrile Hakk'a
Size menzil oldu bu dâr-ı bekâ
Nice katlansın yürek bu firâka
Efendim Mazharı Sultân kandasın

Hakk'ın fazlı ile halkı toylayan
Hem mârifet güllerini yıylayan
Evvel-i recebde sefer eyleyen
Efendim Mazharı Sultân kandasın

Derviş olan teslim gerek pîrine
Âşıklar yanmasın firkat narına
Oğlunu halife koyan yerine
Efendim Mazharı Sultân kandasın

Kâmil olmaz erin binde birisi
İlm-i ledünnüden vermeğe dersi
Kutbu'l irşâd evliyânın vârisi
Efendim Mazharı Sultân kandasın

Aşıkların sizden gitmez elemi
Evvel Allah böyle çalmış kalemi
Hayâlin cânıma mihmân ola mı
Efendim Mazharı Sultân kandasın

Ümmi Sinân eydür ihsân eylegil
Derde düşdüm bana derman eylegil
Bu cânım yolunda kurban eylegil
Efendim Mazharı Sultân kandasın
 

 

 


 

© 2000-2006 Alperen Bilgi İşlem Merkezi

Alperen 2000'de  Web'de